Sağlık Emekçileri

Sağlık Emekçileri

Ülkemizde son 1.5 yıl içerisindeki covid salgını nedeni ile hayatını kaybeden meslek grupları arasında başı çektiği gibi bu salgına en çok  maruz kalan emekçi sağlık personellerinin olduğu bilinmektedir. Sağlık çalışanlarının gündeme dahil en önemli çağrısı, tükenmişlik sınırını yaşadığı bu dönemlerde, şiddet ve hakaretlere maruz kalmama isteğidir. Emek verdikleri sektörde maddi ve manevi karşılığını almak istediği gibi, saygınlıklarının da kaybedilmemesinin,  üzerlerinde bulundukları meslek ağırlığının toplumsal  bilincinin de varılmasını istemektedir.  

Tüm Ülke sınırları içerisinde hayatlarını riske atarak çalışmalarını gururla izlediğimiz gibi en küçük olumsuzluklarda bile emeklerini hiçe sayıp şiddet ile karşı karşıya gelmesi, onları mesleklerinden değil ama insana güveninden uzaklaştırmaktadır. Belki de sosyal medyanın etkisi ile gündeme gelen sağlık çalışanlarına şiddet ve saldırı, rutin bir hal kazandığı gibi her hangi bir yaptırımı olmaması da yıpratıcı sonuçlar doğurmaktadır. Emekçi Sağlık Personellerinin güvenilir bir ortamda hizmet sunabilmeleri ve bu hizmetin devamlılığını sağlayabilmesi açısından, karşılaştıkları olumsuz şiddetli tepkilerin cevabı olarak, hukuksal boyutunun ortaya koyulması önem arz ettiği gibi örnek teşkil edecektir. Sektörde bu olumsuz durumların yaşanmasına engel olmak veya minimum dereceye indirmek, Devlet'in alacağı tedbirler ile birlikte çalışılan kurumunda alacağı önlemler çok önemlidir.  Buradaki en önemli etkenlerden biri de karşı karşıya gelinen fiziksel veya sözlü şiddet durumlarında prosedür gereği verilen "Beyaz Kod" gibi yasal yardım talebinin oluşması, tam kapsamlı bir hal almasıdır. Kurumlar  içerisinde güvenlik personellerinin hem sayı hem de beceri anlamında  yeterlilik düzeye gelmesi, caydırıcılığın bir faktörü olacaktır.

Sektörde en son yaşanılan 25 yaşındaki sağlık çalışanın uğradığı silahlı saldırı sonucunda, o kişinin  ne kadar güvenli bir ortamda çalıştığının ispatı olmuştur. Sosyal amaçlı gezilen AVM de bile ciddi derece de güvenlik önlemlerinin olması, her konudaki caydırıcılığı ortaya koymaktadır. Kaldı ki her an risk grubu çok yüksek hasta ve hasta yakınları ile iç içe olan sağlık personellerinin, 'uğradığı saldırıları göz önünde bulundurursak' çalıştıkları kurumlardaki güvenlik personellerin yeterliliğini ölçmek ve görmek lazımdır. Sonuç olarak konunun özeti şudur ki, yakınlarını sağlık personellerinin eline emanet etmiş olan her kişi, insani duygularını kenara atmadan emeğe saygı duyulmasını unutmamalıdır.