Crystalin ile Covid-19 Virüsü Kontrol Altında!

Crystalin ile Covid-19 Virüsü Kontrol Altında!

Dünyayı ciddi şekilde etkileyen ve halen kontrol altına alınamayan Covid-19 pandemisinde, koruyucu önlemler hayati önem taşıyor. Bu anlamda geniş antimikrobiyal etkisi ile Crystalin, kullanıcılara büyük avantaj sağlıyor. Prof. Dr. Serhan SAKARYA, Crystalin’in kullanım alanları ve avantajları hakkında bilgi verdi.

Serhan Bey öncelikle sizi tanımak isteriz. Prof. Dr. Serhan SAKARYA kimdir? Bize kendinizden kısaca bahseder misiniz?
1961 Ankara doğumluyum. İlköğrenimimi Ankara’da, lise öğrenimimi ise İstanbul’da tamamladım. 1985 yılında GATA Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 1986-1989 yılları arasında İstanbul’da pratisyen hekim olarak çalıştım. 1989-1993 yılları arasında GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’nda İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanlık eğitimimi tamamladım. 1993-1996 tarihleri arasında 600 yataklı Mareşal Çakmak As. Hastanesi’nde İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji uzmanı olarak, 1996-2000 tarihleri arasında ise University of Maryland-ABD’de araştırmacı öğretim üyesi olarak çalışmalarıma devam ettim. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nde öğretim üyesi olarak 20 yıl görev yaptıktan sonra 2020 yılında emekli oldum. Şu an ise İzmir Medicana International Hastanesi’nde İnfeksiyon Hst. ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nde çalışıyorum.

Crystalin’i nerede ve hangi amaçla kullanmaya başladınız?
Crystalin; Hipokloröz asit (HOCl) etken maddeli yeni nesil bir antiseptik ve dezenfektandır. Hipokloröz asit (HOCl) ise memeli canlıların savunma sistemindeki nötrofil adı verilen kan hücrelerinde sentezlenen fizyolojik bir moleküldür. HOCl; bakteri, virüs ve mantar gibi mikroorganizmaları tür tanımaksızın öldürür. Nötrofiller yanında her tür mikroorganizmayı öldürmede savunma sistemimizin diğer elemanı olan makrofajlar; hipokloröz asiti sentezleyemezler ve bu hücrelerin mikroorganizmaları öldürmesinde direnç sorunu ile karşılaşılmaktadır. Bu farklılık, hipokloröz asitin mikroorganizmayı öldürme gücünün en önemli ispatıdır. Her ne kadar birçok antiseptik birden fazla mekanizma ile mikroorganizmaları öldürmekteyse de hipokloröz asit mikroorganizmaların protein sentezini, beslenme ve solunumunu, çevre ile ilişki kurma yeteneğini ve DNA sentezini bu fonksiyonlarda görev alan enzim ve moleküllerindeki atomların elektronlarını çalarak (indirgeme) bozmaktadır. Hipokloröz asitin bu özelliği ile antibiyotiklerden çok çok üstün bir öldürme yeteneği vardır ve mikroorganizmalar bu özelliğe karşı direnç geliştirememektedir. Ayrıca sporlu bakteriler ve hatta prion inaktivasyonuna kadar etkili olması, hipokloröz asiti geniş antimikrobiyal etkinlik açısından çok yukarılarda bir yere taşımaktadır. Hipokloröz asitin bu etkisi diğer klor bileşiklerine bakıldığında çok daha güçlüdür.  

Hipokloröz asitin bunun yanında mikroorganizmaların stres ve uygunsuz yaşam koşullarında ürettikleri kendilerini koruyucu bir hastalandırıcı (virülans) faktör olan biyofilm ve biyofilm altındaki mikroorganizmalara da etkinliği vardır.

Özellikle memeli hücrelerine dost olması ve yara iyileşmesinde rol alan keratinosit ve fibroblastların proliferasyonunu arttırarak yara iyileşmesi üzerine pozitif etkinliğinin olması, Crystalin’i birçok antiseptiğe göre öne çıkartan önemli bir özelliğidir.

Yukarıda belirtilen tüm özellikler; hipokloröz asitin stabilite, pH değeri, tuz, klor yoğunluğu ve indirgeme potansiyeli ile doğrudan ilişkilidir. 2010 yılında ülkemizde üretilen CRYSTALİN; uzun süre aktivitesini sürdürmek ve organik yapılarla karşılaştığında geç yapı bozulması özelliği ile stabil, 170-200 ppm ile etkin doz, pH 7.3 ±0.2 ile fizyolojik pH ve 871 mV’luk indirgeme potansiyeli ile ülkemizde ve dünyada yukarıda bildirilen etkinliğe sahip ilk hipokloröz asittir. Tanımlandığı günden beri yukarıdaki özellikleri sağlayacak teknolojide üretilemediği için uzun yıllar kullanım alanı bulamayan hipokloröz asitin, günümüzde farklı teknolojiler ile farklı firmalar tarafından üretilmiş ürünleri ile yapılmış ulusal ve uluslararası çalışmaların hepsinde yukarıdaki özelliklerin aynısının alınamadığına dair yayınlar olup “Her hipokloröz asit, ideal hipokloröz asit değildir.” kavramı yerleşmiştir.

2010 yılından beri CRYSTALİN ile yapılan laboratuvar ve klinik çalışmalarda; Crystalin’in bakteri, mantar, virüs (COVİD-19 dahil) ve parazitlere karşı etkinliğinin dışında, biyofilm ve biyofilm altındaki mikroorganizmalara etkinliği ve yara iyileşmesini hızlandırıcı etkinliği bilimsel yayınlar ile kanıtlanmıştır. Bu etkinlikleri önceleri kronik yara bakım kliniğimizde yara iyileşmesinde, sonra ise yapılan çalışmalar sonucu göz, burun, ağız ve boğaz gibi mukoza alanlarından, apse, açık ve kronik yaralar, yanıklar, vücut boşlukları enfeksiyonları, protez enfeksiyonundan korunma gibi alanlarda başarılı sonuçların bildirilmesi üzerine yara ve enfeksiyonun olduğu her alanda tarafımca kullanılmış ve önerilmiştir.

Crystalin’in kullanılması için bir yaş sınırlaması var mı?
Bir yaş sınırlaması bulunmamaktadır, insan fizyolojisinde bulunan doğal bir ürün olması nedeniyle doğduğu andan ölene kadar her canlıya güvenle kullanılabilmektedir.

Peki sık kullanıldığında alerjik etki ya da yan etki yapar mı?
CRYSTALİN ile yapılan çalışmalarda doku toksisitesi yapmadığı için sık kullanım sırasında alerjik, yakıcı ve irritan etki göstermezler. Bu özelliğinden dolayı ağız, göz ve burun içine dahi kullanılabilmektedir. Hatta antiinflamatuar etkinliğinin olması nedeniyle alerjik veya altında inflamatuar mekanizmaların yattığı cilt hastalıklarında dahi tedavi maksatlı kullanılmaktadır. Sadece klor alerjisi olan birkaç vakada hafif alerjik reaksiyonlar bildirilmiştir.

Hamile, yaşlı ve kronik rahatsızlığı olan kişiler için Crystalin kullanımında bir sakınca var mı?
Hamilelik ve emzirme dönemi, karaciğer ve böbrek yetmezlikleri birçok ilaç ve topikal maddenin kullanımı için sorun oluşturmaktadır. Özellikle dezenfektan ve antiseptiklerin uzun süre ve yüksek dozda kullanılması sonucunda, etkin maddenin dolaşıma katılarak tiroid fonksiyonlarından, böbrek ve hatta nörolojik fonksiyonlara kadar etkileyebildikleri bilinmektedir. Crystalin’in hızlı etkinliği yanında özellikle organik maddeler ile karşılaştığında yapısındaki klorun bu maddeler ile reaksiyona girerek sadece suya dönüşmesi de 1-2 dk. kadar kısadır. Bu nedenle dolaşıma geçmemesi nedeniyle birçok ilaç ve antiseptiğin kullanılırken dikkatli olunması gereken risk gruplarında değildir ve en emniyetli kullanılabilecek antiseptiktir diyebiliriz. Hamile ve emziren annelerde dahi güvenle kullanılabilir.
 
Crystalin kalıntı bırakır mı?
Crystalin uygulandığı bölgenin organik madde yüküne göre klorun girdiği reaksiyon sonrasında suya (H2O) dönüşerek yapısı değiştiğinden dolayı hiçbir şekilde kalıntı bırakmaz. Yapının korunduğu şekliyle bile doğaya zarar vermeme özelliği nedeniyle emniyetle kullanılabilmektedir.

Yara bakımında Crystalin nasıl kullanılır?
Crystalin’in yukarıda belirtmiş olduğumuz mikroorganizmaları öldürme, biyofilm yapıyı parçalama ve altındaki mikroorganizmaları öldürme ve yara iyileşmesinde etkili olan fibroblast ve keratinositler üzerine hiçbir zararlı etkisinin olmaması yanında bu hücrelerin çoğalmasını uyardığını gösteren birçok çalışma, Crystalin'in yara bakımında ideal bir ajan olduğunu işaret etmektedir. Bu nedenle diyabetik ayak, bası ülserleri, venöz ülserler, yanıklar gibi açık ve kronik yaralarda mukozaya güvenle kullanılmaktadır.

Crystalin hangi mikroorganizmaları öldürebilir? Nasıl?
Crystalin; sporlu-sporsuz, antibiyotik dirençli ve dirençsiz tüm bakterilere, COVİD-19 dahil zarflı ve zarfsız virüslere, mantarlara ve bazı parazitlere karşı 1 dakika altında kısa bir sürede etkili olmasının yanı sıra prionları dahi inaktive edebilme özelliğine sahiptir. Mikroorganizmaların protein sentezini, beslenme ve solunumunu, çevre ile ilişki kurma yeteneğini ve DNA sentezini bu fonksiyonlarda görev alan enzim ve moleküllerindeki atomlarından elektron çalarak (indirgeme) bozmaktadır. Bu özelliği ile antibiyotiklerden çok çok üstün bir öldürme yeteneği vardır ve mikroorganizmalar bu özelliğe karşı direnç geliştirememektedir.

Crystalin dirençli mikroorganizmaları da öldürebilir mi?
Halen antiseptik ve dezenfektanlar mikroorganizmalar üzerine etkinliklerine göre; düşük, orta, yüksek düzey dezenfektan, sterilizan ve sterilizasyon + özel prosedür olarak sınıflandırılmaktadırlar ve bu sınıflama zarflı virüsler, vejetatif bakteriler, mantarlar, zarfsız virüsler, mikobakteriler, protozoa kisti, bakteri sporları ve prionlara karşı etkinliklerine göre sıralanmaktadır. Crystalin; bu sıralamada yer almayan parazitlere bile etki etmekte ve etki spektrumu olarak sterilizasyon + özel prosedür kategorisindedir. Crystalin’in antibiyotik direnci gözetmeksizin, tüm antibiyotiklere dirençli bakterileri dahi öldürmesi ve daha önce insanda enfeksiyon oluşturan SARS, MERS ve diğer korona virüslere etkinliğine ek olarak son zamanlarda önemli bir pandemi nedeni olan COVİD-19 virüsüne de %99,99 oranında etkili olduğu görülmüştür. Bu özelliği ile Crystalin, karşılaştığı her mikroorganizmayı direnç gözetmeksizin öldürebilmesi nedeniyle çok önemli bir antimikrobiyal ajandır.