E- Nabız Aile Hekimlerinin Yükünü Azaltacak

E- Nabız Aile Hekimlerinin Yükünü Azaltacak

Bilindiği gibi 2004 yılında itibaren önce pilot illerde, 2010 yılından bu yana da ülke genelinde 1. Basamak sağlık hizmetlerinin büyük kısmı 5258 sayılı Kanun ile Aile Hekimliği Birimleri tarafından yürütülmektedir. Aile hekimleri kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini, kişiye kapsamlı ve devamlı olarak vermekle yükümlü tabipleridir. Tanımdan da anlaşılacağı üzere Aile Hekimlerinin birincil ve en önemli görevi kişilere koruyucu sağlık hizmeti vermektir.

Aile hekimlerinin görevleri arasında ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmi tabiplerce kişiye yönelik düzenlenmesi öngörülen sağlık raporu belgeleri düzenlemek de yeralmaktadır. Sağlık raporu, kişinin akıl-beden sağlıklarının ve sosyal durumunun belirli bir amacın gerçekleştirilmesine uygun olup olmadığının, belirli kriterler doğrultusunda bu konuda yetkilendirilmiş hekimler tarafından yapılan muayene sonucunda belgelendirilmesidir. Birçok kurum ve kuruluş tarafından çeşitli nedenlerle, kişilerden sağlık raporu talep edilmektedir. Bu raporlarda çoğunlukla kişinin sağlıklı olduğunun belirtilmesi istenmektedir.

Aile Hekimlerinin görevleri arasında yer alan sağlık raporunu düzenlemek ibaresinden aile hekimi kendisine sağlık raporu için başvuran her kişiye sağlıklı olduğuna dair rapor düzenler anlamı çıkarılmamalıdır. Çünkü bir kişinin tam bir sağlıklılık halinin tespiti bir çok muayene, tetkik ve tedaviye rağmen her zaman mümkün olmayabilir.

Sağlık Raporu talep edilmesi kişilerin raporu talep eden kurum ya da kişi tarafından muayene edilmeye yönlendirilmesidir. Bu yönlendirme kişi ya da kurumların insiyatifine bağlı olmayıp, kanuni dayanağa bağlı olması gerekmektedir. Kişilerin kendilerine sunulan sağlık hizmetleri ile ilgili sözlü veya yazılı bilgi alma hakları bulunmaktadır; ancak kişilerin herhangi bir dayanak olmadan kendi istekleriyle dahi olsa sağlıklı olduklarına dair rapor talep etmeleri de doğru değildir. Sağlık raporu için belirli bir amaç gerekmektedir. Bu amacın çerçevesinin belirlenmesi Kanunlarla yapılmalı, Kanun’da yetkilendirilen ilgili Bakanlıklar tarafından yayınlanan Yönetmelik ile teknik ayrıntıları belirlenmeli ve ilgili tüm kurum, kuruluş ve tüzel kişiliklere duyuru yapılmalıdır. Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 6. Maddesi’nde ‘‘Tabip ve diş tabibi, sanat ve mesleğini icra ederken, hiç bir tesir ve nüfuza kapılmaksızın, vicdani ve mesleki kanaatine göre hareket eder. Tabip ve diş tabibi, tatbik edeceği tedaviyi tayinde serbesttir’’ , ayrıca 16. Maddesi’nde ‘‘Tabip ve diş tabibi bir kimsenin sıhhi durumu hakkında, ilmi metotları tatbik suretiyle bizzat yaptığı muayene neticesinde edindiği vicdani ve fenni kanaate ve şahsi müşahedesine göre rapor verir yazılıdır. 29 Aralık 2015 ‘te yürürlüğe giren Sürücü Adayları Ve Sürücülerde Aranacak Sağlık Şartları İle Muayenelerine Dair Yönetmelikte kişilerin sürücü olmalarıyla ilgili sağlık koşulları maddeler halinde sıralanmıştır. İlgili yönetmelikte tanımlanan durumlarının olup olmadığı yönünde yapılan muayene sonucunda, sürücülüğe engel hali tespit edilen veya yönetmelikte tanımlanan durumlardan bir veya birkaçının olması veya hakkında karar verilemeyen sürücü/sürücü adayının ilgili uzman tabip/tabiplere gönderileceği yazılıdır. Örneğin tansiyon, şeker, kalp, sara (epilepsi) hastaları, uykuda solunum durması (uyku apnesi) beden kitle indeksi 33’ün üzerinde olan, alkol bağımlısı, şizofreni veya bipolar bozukluk tanılı psikiyatri hastalarının sürücü olmalarıyla ilgili sağlık muayeneleri mutlaka Uzman Hekim tarafından yapılmalıdır. Dolayısıyla Sürücü Belgesi almak ya da yenilemek için gereken sağlık raporunu düzenlemesi için aile hekimine başvuran her kişinin sürücü olabilir diye rapor alacağına dair mevzuatta herhangi hüküm bulunmamaktadır.

Öte yandan, kişiler sporcu lisansı için aile hekimlerinden spor yapmasında engel olmadığına dair durum bildirir tek hekim raporu talep edebilmektedir. Son zamanlarda özellikle görsel ve yazılı basına da yansıyan, spor sırasında ani ölümler göz önüne alındığında, kişiler sağlıklı olduklarını iddia etseler dahi aile hekimleri muayenesini yaptıktan sonra uygun gördüğü takdirde Kardiyoloji ya da Spor Hekimliği uzmanına sevk edebilmektedir. Zira Aile Sağlığı Merkezlerinde kişinin spor yapıp yapamayacağına karar verebilecek bilgi ve donanım halihazırda mevcut değildir. Ayrıca 1 Aralık 2012 tarih ve 28484 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Sporcu Lisans, Tescil, Vize ve Transfer Yönetmeliğinin 17. Maddesi’nde : ‘‘…diğer kurum ve kuruluşlar yaşam boyu spor, herkes için spor ve diğer spor etkinlikleri kapsamında spor yaptırdıkları kişilere spor kartı verilmesini sağlar. Sporkartı için gerekli belgeler şunlardır;

a) Sağlık yönünden beden eğitimi ve spor faaliyeti yapmasına engel bir halinin bulunmadığına dair yazılı beyan,

b) T.C. kimlik numarası beyanı.” Yazılıdır. Dolayısıyla spor lisansı ve resmi müsabakaların dışında kişilerin sağlık raporu almasına gerek olmayıp kişinin/velisinin yazılı beyanı yeterlidir.

Bu saydıklarımızın dışında aile hekimleri olarak en çok karşılaştığımız raporlardan biri de işe giriş raporlarıdır. Mevzuata göre aile hekimlerinin 50’den az çalışanı olan az tehlikeli işyerleri için işe giriş raporu düzenleyeceği belirtilmişse de, tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde çalışacak kişiler de aile hekimlerine yönlendirilmektedir. Her ne kadar mevzuatta belirli işe giriş raporlarını aile hekimlerinin düzenleyebileceği yazsa da, işe giriş raporları esasen işyeri hekimlerinin görev ve yetkisi kapsamındadır. Ayrıca işe giriş raporu düzenlenmesi için iş yeri risk analizinin ve gerektiğinde solunum fonksiyon, işitme, akciğer grafisi gibi bir çok tetkikin yapılmış olması gerekmektedir. Bu raporların dışında servis sürücü olur raporları, yivsiz av tüfeği ile birlikte 200’ü aşkın rapor istemleri, milyonlarca kişinin Aile hekimliği birimlerine başvurusuna neden olmuş, Aile Hekimliği adeta rapor hekimliğine dönüşmüştür. Bunların yanı sıra aerobik yapabilir, tenis kursuna gidebilir, dolabında süt bulundurabilir, halı saha maçına katılabilir, okul gezisine katılabilir vb. aslında beyanın yeterli olduğu durumlarda da kişiler aile hekimlerine sağlık raporu alabilmeleri için gerekmediği halde yönlendirilmekte gereksiz iş yüküne bazen de sözel tartışmalara yol açmaktadır. Sağlık Raporları ile ilgili iller arası farklı uygulamalar olması, mevzuat birlikteliğinin sağlanamaması ve sağlık raporu tanımının tam olarak anlaşılamaması nedeniyle bu konuda tüm hekimler açısından hukuki sorumluluklar gündeme gelmektedir. Aile Hekimlerinden istenen raporların büyük kısmında kriterler net olarak belli değildir. Kriterlerin belirlenmesi için tereddütte neden olmayacak, ülke genelinde standart bir uygulamayı sağlayacak, güncel tıp ilminin gerektirdiği objektif kıstasları içeren alanında saha çalışanları ve uzman akademisyenlerin katkıları ile algoritmalar oluşturulmalıdır.

Sağlık Bakanlığı’mızın e-nabız üzerinden sağlık raporu temini için gerekli adımları atması aile hekimlerinin yükünü azaltacak ve ASM’lerde daha kaliteli sağlık hizmeti vermemize imkan sağlayacaktır.