A’dan Z’ye Tiroid Kanseri

A’dan Z’ye Tiroid Kanseri

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özer Makay ile tiroid kanseri hakkında keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. En merak edilen soruları sizler için derledik.
 
Özer Bey öncelikle okurlarımıza tiroid kanserinin ne olduğunu anlatır mısınız?
‘Vücudun orkestra şefi’ olarak adlandırdığımız tiroid bezinin hücrelerinden köken alan kanserlere tiroid kanserleri denir. Günümüzde sıklığı giderek artan bir hastalıktır. Günümüzde, kadınlarda görülen kanserler içerisinde sıklık sırasına göre 2. sıraya yerleşmektedir. Doğru tanı konulup tedavi yöntemleri eksiksiz uygulandığında, bu kanserlerin çoğunluğu tama yakın oranda tedavi edilebilir. Tiroid kanserinin birçok tipi mevcut olup en sık görülenleri ‘papiller kanser’ tipidir. Kanserin bu en sık görülen tipi tedaviye oldukça iyi yanıt verir. Tiroidi etkileyen ve daha nadir görülen tipler ise folliküler kanser, medüller kanser, anaplastik kanser ve lenfomadır.
 
Tiroid kanserinde ailevi yatkınlık var mıdır?
Ailesel geçiş en sık ‘medüller tiptiroid kanserinde görülmektedir. ‘Ret geni’ dediğimiz yapıda ortaya çıkan kalıtsal değişiklik ailevi medüller tiroid kanserine yol açtığı gösterilmiştir. Bu nedenle, bu hastaların çocuklarının da mutlaka araştırılması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, daha sık görülen papiller ve folliküler tiroid kanserleri bireylerin aile fertlerinde de artmış risk söz konusudur. Ancak bu risk, ailesel medüller tiroid kanserinde olduğu kadar yüksek değildir.    
 
Peki Dünya’da ve ülkemizde tiroid kanserinin görülme oranı nedir?
Son yıllarda, Türkiye dahil birçok ülkede tiroid kanseri sıklığı önemli ölçüde artmıştır. Sıklıktaki bu artış, ultrasonografi ve ince iğne biyopsisi gibi artan görüntüleme ve tanı yöntemlerinin kullanımına bağlanabilir. Radyasyonun etkisi de olası etkenler arasında sayılabilir. Endokrin organlar (tiroid, paratiroid, böbrek üstü bezi, pankreas, testis, yumurtalıklar) içerisinde en sık görülen kanser, tiroid kanseridir. Tiroid kanserleri bütün kanserler içinde yaklaşık yüzde 1 oranında görülmektedir. Yukarıda da belirttiğim gibi, özellikle kadınlarda son yıllarda artış göstermektedir.
 
Tiroid kanserinin tedavisindeki gelişmeler hangi aşamada?
Tiroid kanserlerinin temel tedavi seçeneği, cerrahidir. Cerrahi tedavide, kelebek gibi bir organ olan tiroid bezinin yarısının ya da tamamının alınması söz konusudur. Ameliyat öncesi ya da sırasındaki değerlendirmede lenf bezlerinin alınması da söz konusu olabilir. Cerrahi tedavi sonrasında bazı hastalar atom tedavisi olarak da adlandırılan radyoaktif iyot tedavisi almaktadır.
 
Günümüzde, bu tedaviler değişim sürecinden geçmektedir. Tiroid kanserli hastalarının çoğunda artık daha kısıtlı cerrahi ve daha az oranda radyoaktif iyot tedavisi uygulanmaktadır. Bazı (çapı 1cm’den) küçük papiller tiroid kanserli olgulara ‘ameliyatsız izlem yaklaşımı’ Japonya ekolü tarafından bir alternatif olarak önerilmiştir. Ancak bu yaklaşım henüz yaygınlaşmamıştır ve güvenilirliği için daha çok bilimsel çalışmaya ihtiyaç vardır.  
 
Tiroid kanserinde ameliyatsız tedavi mümkün mü demek istiyorsunuz?
Günümüzde, özellikle ülkemiz koşullarında, tiroid kanserlerinin tedavisinde ilk basamak halen cerrahi müdahaledir. Az önce de belirttiğim ‘ameliyatsız izlem yaklaşımı’ alternatif olarak önerilebilmektedir. Ancak bu yaklaşım, her ne kadar Japonya’da popülarize edilmiş olsa da Dünya üzerinde henüz yaygınlık kazanmamıştır. Her hasta bu yaklaşıma uygun değildir ve izlem koşulları özellik arz etmektedir. Bu yöntemi uygulamak için hukuki ve sağlık platformunun elverişli olması gerekir. 
 
Tiroid kanserlerinde ameliyat sonrası tamamlayıcı yöntemler var mı?
Ameliyat ile tiroid bezinin bır kısmının ya da tamamının alınmasından sonra, olası tekrarlamaları engellemek için, ‘tiroid yerine koyma tedavisi’ uygulanmaktadır. Bu, ağızdan günlük alınacak ilaç ile olmaktadır. Yukarıda da belirttiğim üzere, bazı hastalarda ameliyat sonrasında radyoaktif iyot tedavisi gerekmektedir. Bu tedavi Nükleer Tıp tarafından gerçekleştirilmektedir. Çok nadiren ise kanserin tipine ve yayılımına göre ışın tedavisi (radyoterapi) ve/veya onkolojik ilaç tedavisi (kemoterapi) gerekebilir.
 
Tiroid kanseri türlerine bakıldığında hayatta kalma oranı nedir?
Papiller tiroid kanserinde sağkalım beklentisinin yüksek olduğunu söylemiştim. Sayılarla aktaracak olursak, örneğin bu hastalarda - tedavi protokollerine uymak şartıyla - 20 yıllık takipte yüzde 95 oranında sorun beklenmemektedir. Foliküler ve medüller kanserlerde ise bu oran birazcık daha düşüktür. Anaplastik tip tiroid kanseri genellikle 60 yaşından sonra görülür. Bu kanser, papiller tip tiroid kanserinin aksine agresif seyir gösteren bir kanser türüdür. Çok hızlı ilerleme gösterir. Cerrahi ve tamamlayıcı tedaviler, ne yazık ki çok az hastada uygulanabilir durumdadır. 
 
Tiroid kanserli bir hastanın beslenme şekli tedavi sürecinde ne kadar önemlidir? Ne şekilde beslenmelidir?
Metabolik süreçlerin sürdürülebilmesi, kronik hastalıkları önlenmesi ve hedef vücut ağırlığının korunması için temel şart yeterli ve dengeli beslenmektir. Besin gruplarını dengeli tüketerek, tiroit hormonunu üretimi ve salınımı için gerekli iyot, selenyum gibi minerallerin yeterli düzeyde alınması gereklidir. Yeterli ve dengeli beslenmeye ek olarak günde en az 2 litre su tüketimi ve yeterli düzeyde posalı yiyecekler sindirim ve dolaşım işlevlerini düzenleyerek tiroit bezi işlevlerini desteklemektedir. Tiroid ameliyatı ile tiroid bezinin alındığı durumda, bezin işlevini ömür boyu alınacak olan ilaç (L-tiroksin) üstlenir. Radyoaktif iyot tedavisi adayı hastalara ise, tedavi öncesinde iyottan fakir diyet önerilmektedir.
 
Peki tiroid kanseri tedavisinde uygulanan atom tedavisi nedir? Kimlere, nasıl uygulanır?
Halk arasında ‘atom tedavisi’ olarak da bilinen radyoaktif iyot tedavisinde besinlerde bulunan iyodun radyoaktif formu kullanılır. Ağız yoluyla kapsül ya da sıvı olarak verilen radyo iyot, sindirim sisteminden emilerek tiroid bezi hücrelerinde toplanır ve yaydığı radyasyon, ameliyat sonrası geride kalmış tiroid hücrelerinin büyümesini ve faaliyetini durdurur. Bu tedavi, tiroid bezinin bazı kanser tiplerinde cerrahi sonrası geride hiçbir kanserli tiroid hücresinin kalamamasını sağlamak, böylelikle kanserin tekrar etmesini önlemek amacıyla uygulanır. Radyoaktif tedavisi en etkili tamamlayıcı tedavi olarak papiller tiroid kanserlerinde etkin kullanılmaktayken medüller tiroid kanserinin tedavisinde etkili değildir.
 
Kilo, yaş ve beslenme gibi faktörlerin tiroid kanserine yakalanmada nasıl bir rolü vardır?
Son dönemlerde yapılan çalışmalarda, obezitenin inflamasyon (iltihabi yanıt), oksidatif stres ve hiperinsülinemi (insülin fazlalığı) gibi olası mekanizmalarla tiroid kanserine neden olduğu ileri sürülmektedir. Vücuttaki yağ hücrelerinden salgılanan ‘leptin’ isimli iştah düzenleyici hormonun doğrudan veya dolaylı yollarda tiroid hormonlarını etkilediği düşünülmektedir. Tiroid kanserlerinde hastanın yaşı da önemlidir. Yaş, bu hastalarda sağkalımı etkileyen faktörlerden biridir. Örneğin, 55 yaş üstü veya 15 yaş altı hastalarda tiroid kanseri daha agresif seyredebilmektedir.
 
Riski arttıran diğer faktörler nelerdir?
Tiroid kanserinin meydana gelmesinde ‘radyasyon’ en iyi bilinen risk faktörüdür. Çocukluk çağında radyasyona maruz kalma ile papiller tip tiroid kanseri arasında kesin bir ilişki gösterilmiştir. Bunun yanı sıra, kadın cinsiyete sahip olma, iyot eksikliği ve çeşitli genlerde ortaya çıkan değişiklikler risk arttıran diğer faktörlerdir.
 
Radyasyon denince akla nükleer kazalar geliyor. Çernobil nükleer felaketinin tiroid kanserine etkileri oldu mu?
Çernobil kazasında yayılan radyoaktiviteye maruz kalan bölgelerde yaşayanlarda tiroid kanserinin arttığına dair veriler, kazadan en erken dört yıl sonra ortaya çıkmaya başlamıştır. Tiroid kanser riski, bu maruziyetten 15-25 yıl sonra en yüksek noktaya ulaşmakta, 10-20 yıl yüksek kalmakta ve daha sonra azalmaktadır. Çernobil kazasıyla ile ilişkisi olduğu düşünülen tiroid kanserlerinin özel klinik özellikleri olduğu da düşünülmektedir. Bu kanserlerin hemen hemen hepsi papiller tiroid kanseri tipindedir.
 
Guatr nedir? Kanserle ilişkisi var mıdır?
Guatr tiroid dokusunun normalden büyük olması olarak tanımlanır. Ülkemizde sıklıkla iyottan fakir beslenen bölgelerde görülür. Eğer büyük tiroid dokusuna tek ya da çoklu nodül (yumru) de eşlik ediyorsa ‘nodüler’ ya da ‘multinodüler guatr’ olarak tanımlanır. ‘Basit guatr’ ise yalnızca dokunun büyüdüğü, nodül, kanser ya da iltihabi bir süreçle ilişkisi olmayan ve tiroid hormon değerlerinin normal seyrettiği guatr tipidir.