Ameliyat Bir Mucize Değil, Sadece Bir Başlangıçtır!
Kilo kaybını sadece bir sayıdan ibaret görmeyi reddeden bir uzman: Bariatrik Cerrahi Diyetisyeni Betül Demir Turhan... Bariatrik cerrahi sonrası ‘balayı döneminin’ gizli tuzaklarından, kas kaybını önleyen kritik adımlara kadar her şeyi açık yüreklilikle paylaşıyor. Siz değerli okurlarımız için hazırladığımız bu özel röportajda; sadece incelen bir beden değil, özgürleşen bir yaşam tarzının şifrelerini bulacaksınız.
Betül Hanım öncelikle bize kendinizden bahseder misiniz?
2016 Yılı Yeditepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik mezunuyum. Uzunca bir süre hastanelerde klinik diyetisyenlik yaptım. Daha sonrasında çok değer verdiğim bilgi ve tecrübelerine güvendiğim bir genel cerrah ile yolumuz kesişince bariatrik cerrahi alanına yöneldim. Şu an hem bariatrik hem de klinik danışanlarımda yeme davranışı üzerine çalışan bir diyetisyenim. Mesleğe başladığım ilk günden beri ilgimi çeken şey insanların sadece ne yediği değil, neden yediği oldu. Bugün danışanlarımla yaptığım çalışmalarda amacım yalnızca liste vermek değil; süreci anlamalarını, kendi bedenlerini okumayı öğrenmelerini ve uzun vadeli bir yaşam alışkanlığı kurmalarını sağlamak.
Diyetisyen neden bariatrik cerrahi sürecinin olmazsa olmazıdır?
Bariatrik cerrahi yalnızca mideyi küçülten bir işlem değildir; bir insanın beslenme davranışını, açlık-tokluk sinyallerini, metabolizmasını ve yaşam şeklini kökten değiştiren bir süreçtir. Bu yüzzden diyetisyen sürecin merkezindeki sağlık profesyonelidir. Ameliyat kilo kaybı için bir başlangıç sağlar; ancak bu başlangıcın kalıcı bir başarıya dönüşmesi tamamen beslenme rehberliğinde davranış değişikliği ile mümkündür. Ameliyat sonrası diyetisyen olarak görevimiz; sadece liste vermek değil bedenin yeniden tanınmasına, yeni midenin sinyallerini öğrenmeye ve sürdürülebilir bir düzen kurmasına yardımcı olmaktır. Ameliyat öncesi ve sonrası her bireyin fizyolojik ihtiyaçları farklıdır. Protein, vitamin, mineral ve sıvı alımı, kas ve kemik sağlığının korunması için sürecin titizlikle yönetilmesi gerekir. Kısacası bariatrik cerrahi sadece bir operasyon ama onun başarıya dönüşmesi ve beslenme aşamalarının güvenle ilerlemesi için diyetisyen desteği ‘olsa iyi olur değil’ sürecin ayrılmaz bir parçasıdır.
Ameliyat öncesi hazırlık sürecinde uyguladığınız diyet programları, sadece mideyi küçültmekten mi ibaret, yoksa hastanın cerrahi başarıya psikolojik ve fizyolojik olarak hazırlanmasında başka hangi kritik rolleri üstleniyor?
Ameliyat öncesi hazırlık dönemi hastanın tüm bariatrik yolculuğunun temelini oluşturur. Ameliyat öncesi bu dönem de uyguladığımız programın hem fizyolojik hem psikolojik açıdan çok boyutlu bir amacı vardır. Fakat benim yaklaşımım da ameliyat öncesi diyet hastayı bambaşka bir yaşam biçimine hazırlayan ilk adaptasyon sürecidir.
Ameliyat öncesi yaptığımız diyet karaciğer hacmini küçültmeye yardımcıdır. Böylelikle cerrahi alan daha güvenli hale gelmiş olur ve ameliyat sırasında cerrahi işleri kolaylaşır. Böylelikle komplikasyon riskini minimuma indirmiş oluruz. Ayrıca ameliyat öncesi karaciğerin küçülmesi, kan şekeri dengesinde ve insülin direncinde de kritik rol oynar. Böylelikle ameliyat sonrası iyileşme süreci hızlanır ve inflamasyon riski azalır.
Psikolojik hazırlık ise belki de en kritik öneme sahiptir. Çünkü ameliyattan sonra yaşam tarzı değişikliği en büyük değişimdir. Bu nedenle yemekle ilişkisini fark etmek, tetikleyen davranışları tanımlamak, duygusal yeme döngüsünü anlamak, yeme hızını düzenlemek ve açlık tokluk sinyallerini yeniden okumayı öğrenmek ameliyat öncesinde mutlaka çalışılması gereken konulardır… Beden değişir ama davranış değişmezse sonuç sürdürülebilir olmaz. O yüzden danışanlarıma "Değişim ameliyatla başlar fakat bir anda değişmez emek, gerektirir." diyorum ve öncesinde su içme alışkanlığı, öğün planı, çiğneme hızı ve protein ağırlıklı beslenme geçiş gibi temel davranışları ameliyattan önce kazandırmaya çalışıyorum. Danışanımın sadece operasyona giriyor olmasına değil yeni bir hayata hazırlanıyor olmasına odaklanıyorum ve zihinsel olarak bu yolculuğa hazır mısınız diye de muhakkak soruyorum. Bu sorunun cevabı inanın ameliyat kararından çok daha değerli.
Hastalarda ameliyat sonrası beslenmeye dair en sık karşılaştığınız, doğru bilinen yanlışlar (efsaneler) nelerdir? Okuyucularımızı şaşırtacak bir örnek verebilir misiniz?
Açık konuşayım mı?
Ameliyat sonrası en sık duyduğum cümle şu:
“Hocam ameliyat oldum, hala diyetisyene mi geleceğim?”
Evet hem de özellikle şimdi…
Bariatrik cerrahiyle mide küçülüyor ama alışkanlıklar yemekle olan duygusal bağ, tatlıya yönelme, açlık tokluk sinyalleri birden şekillenmiyor. Emek istiyor işte doğru bilinen yanlışlar da buradan çıkıyor.
En çok karşılaştıklarım:
“Artık canım hiç tatlı istemeyecek.”
Keşke öyle olsa. Ama birçok kişi de tatlı isteği azalacağı yerde artabiliyor. Aşırı kısıtlama daha fazla istek yaratabiliyor.
“Sadece az yemek yeter hangi yiyeceği seçtiğim önemli değil.”
Aslında tam tersi. Kaloriden çok içerik ameliyattan sonra çok daha önemli. Küçük midemizi kaliteli besinlerle doldurmak zorundayız ki bütün enerji vitamin mineral ihtiyaçlarımızı karşılayalım.
‘’Ameliyat sonrası takibe gerek yok.”
Daha çok ihtiyacınız var. Muhakkak belirli aralıklarla kan değerleri takibi ve kas kaybı olmasın diye diyetisyen takibi zorunludur.
Bazen danışanlarım öyle yanlış bilgilerle geliyorlar ki gülümseyerek açıklamaya çalışıyorum. Çünkü maalesef sosyal medya hatalı bilgilerle dolu. Mesela geçen bir danışanım sıvı diyeti ne kadar uzun olursa o kadar hızlı kilo kaybı olur diyerek ameliyat sonrası 1 hafta önerdiğimiz sıvı diyetini 1 aya yakın uygulamış ve sonrasında halsizlik yorgunluk tansiyon düşüklüğü ile acile başvurmuş. Kendisine ameliyat sonrası ilk 6 ay zaten hızlı kilo kaybı olduğunu bunun için kurallara uymasının ve söylediğimiz şekilde sürece devam etmesinin daha sağlıklı olacağını söyledik.
Aynı şekilde başka bir hastamız nasıl olsa acıkmıyorum ve kendimi iyi hissediyorum diyerek ameliyattan sonra ilaçlarını ve protein tozlarını kullanmayarak oruç tutmuş ve tabi sonucunda halsizlik, yorgunluk ve mide ağrısı şikayetiyle tarafımıza başvurdu. Tabi metabolizmayı bu kadar açlıkla yormak süreci sekteye uğratmıştı ama çok şükür ki hiçbir şey olmadan sürece devam edebildik.
Bariatrik cerrahiden sonraki ilk "balayı dönemi" olarak adlandırılan süreç, diyetisyen gözetiminde nasıl yönetilmelidir? Bu dönemde yapılan en yaygın hatalar nelerdir?
‘Balayı dönemi’ ameliyatın özellikle ilk 3 ayı iştahın azalması tokluğun artması ve kilo kaybının hızlı olmasıyla hastaların kendini ‘her şey yolunda’ sandığı bir dönem. Bu nokta da profesyonel takip çok kritik. Çünkü bu dönemde atılan temel başarının uzun süreli olmasına zemin hazırlıyor.
Bu süreçte en sık gördüğüm hatalardan ilki; midem nasıl olsa küçük güveniyle bu dönemi otomatik kilo kaybı gibi görmeleri. Oysa bu dönem doğru protein alımı aynı zamanda yeterli sıvı alımı ve düzenli takviye alımıyla kurulmazsa ilerleyen dönemlerde ciddi kas kayıplarına sebep olabiliyor. Bir diğer yaygın hata ise tokluğun yüksek olmasına aldanıp öğün atlanabiliyor. Fakat kritik nokta ilk dönem tokluk hissi yüksek ama ihtiyaçlar fazla. Öğün azaldıkça öğündeki yeme hızını kontrol etmek zorlaşıyor ve bu sefer mide krampları artıyor aynı zamanda ileriki dönem de bu kadar fazla açlık karbonhidrat krizlerini tetikleyebiliyor. Bu öğün atlama sebebi bazen hızlı ilerleme çabasından da kaynaklanabiliyor. Bu yüzden sürekli sıvı beslenmeye çalışılıp katı gıdaya geçiş atlandığında yine kas kayıpları görebiliyoruz. Ya da bu durumun tam tersi de olabiliyor. Nasıl olsa kilo kaybediyorum tokum ve iyi hissediyorum her şeyi yiyebilirim denildiğinde henüz yeni sistemin hazır olmadığı besinlere yönelmek mide bağırsak sistemini zorluyor. Mide bir organ ve bu süreçte zamana ve özenli geçişe ihtiyacı var. Bizim ameliyat sonrasında hastalarımızdan ilk duyduğum şey ben duygularımı yiyordum ama artık hiç yemek düşünmüyorum demeleri. Bunu maalesef tek başına ameliyat çözmüyor. evet ilk dönem fizyolojik bir durum yaşanıyor fakat ilk 1 yıl içerisinde altında yatan nedenler çözülmezse tekrar ortaya çıkabiliyor.
İşte tüm bu nedenler göz önüne alındığında diyetisyen kontrolleri sadece tartı kontrolünden çıkmış oluyor. Burada sürecin doğru yönetilebilmesi ve başlangıç zeminini sağlam tutmak, doğru yönlendirmek ve tekrar kilo alma döngüsünü kırmak için bir bariatrik diyetisyen ile bu yolculuğa çıkmak çok önemli.
Su tüketimi, vitamin ve mineral takviyeleri... Bu konular, bariatrik cerrahi hastaları için neden hayati bir öneme sahiptir ve takviye kullanımının ömür boyu sürmesi neden gereklidir?
Bariatrik cerrahi hastalarını takviye konusunda ikiye ayırmamız gerekebiliyor. Tüp mide yani sleeve gastrektomi olan yani sadece mide hacmi küçültülen hastalarda ilk 3 veya 6 aylık sürecinde multivitamin takviyeleri ve gerekirse protein tozu kullanımını öneriyoruz. Ameliyat sonrası kan kontrollerinde parametreler sıkı takip edilip ona göre takviyeler değişebiliyor. Ben bu süreçte biraz daha kişisel bazlı gidiyorum. Her takviye herkes için uygun olmayabiliyor. Fakat gastrik by-pass dediğimiz hem mide hacmini küçülten hem de bağırsaklardan emilimi azaltan cerrahi türlerinde ömür boyu takviyeler çok daha önemlidir. Burada multivitamin, multimineral takviyeler ve kan parametrelerine göre demir, B12 ve D vitamini de ekstra eklenebilir. Bunu ilaç kullanımı olarak değil bedeninize yapmanız gereken bir yatırım gibi düşünebilirsiniz.
"Katı gıdalara geçişi uzatmak daha çok kilo kaybı sağlar" gibi yaklaşımlar ne kadar doğrudur ve beslenme aşamalarına riayet etmemenin kısa ve uzun vadede yaratabileceği riskler nelerdir?
Herhalde bu konu sosyal medya da en sık karşılaştığımız yanlışlardan biri. Katı gıdaya geçişi uzatmak kilo kaybını arttırmaz aksine kas kaybını hızlandırabilir. Beslenme aşamaları ameliyattan sonra mide ve sindirim sisteminin iyileşme hızına göre belirlenir. Her aşamanın farklı bir amacı vardır. Sıvı dönem; yaraların iyileşmesi, püre dönem hassas ve iyileşen mideyi katı gıdaya hazırlamak, yumuşak diyet dönemi; besinlere adaptasyon için gereklidir. Bu aşamalar tamamlandıktan sonra katı dönemi yani normal beslenmeye dönüş başlayabilir. Bu aşamaları gereksiz uzatmak; kas kaybının yanında vitamin mineral eksikliklerine yol açabilir ve ileriki dönem de yeme davranışlarında bozulmaya ve daha büyük açlık ataklarına sebep olabilir. Uzun vade de başarınızı etkileyebilir.
Sadece tartıdaki azalmanın ötesinde, bariatrik cerrahi hastalarında takip ettiğiniz ve yaşam kalitesini gösteren temel başarı kriterleri nelerdir?
Kilo kaybı sadece bir sayı. Ameliyattan sonra bu sayı her zaman aynı hızda azalmaz ve durabilir. Bu da danışanın moral ve motivasyonunu azaltabilir. Fakat takip etmeniz gereken ve motivasyonunuzu korumanızı sağlayacak çok daha önemli başarılarınız var. Ameliyat olan danışanlarımın çoğunda obeziteye bağlı şeker, tansiyon, gut, uyku apnesi gibi ek hastalıklar görülebiliyor. Bunların düzeldiğini görmek yani şeker ve tansiyonun ilaç kullanmadan düzenlenmesi, uyku kalitesinin artması, gün içinde enerji düzeyinin artışı benim için ameliyat sonrası takip ettiğim başarı kriterleri. Bunun yanında yeme davranışlarının düzelmesi, yemekle sağlıklı ilişkiler kurma, hareket kolaylığı ve buna bağlı daha rahat egzersiz yapılması danışanlarımla en sık konuştuğum ve yaşam kalitelerini ciddi düzeyde arttıran başarılar. Eğer danışanlarımla yemek yedikten sonra uyuklardım artık çok daha enerjiğim çocuklarımla ailemle rahat vakit geçiriyorum ya da ben sizin yanınıza gelirken hep asansör beklerdim şimdi merdiven çıkıyorum nefes nefese kalmıyorum hareketlerim rahatladı diyorsa kutlamamız gereken sayıdan çok daha önemli başarılarımız var demektir.
Ameliyat sonrası uzun dönemde tekrar kilo alma endişesi taşıyan hastalar için diyetisyen olarak nasıl bir yol haritası çiziyorsunuz? Kalıcı başarıyı sağlayan temel sırlar, diyet-davranış ekseninde nasıl özetlenebilir?
Ameliyat sonrası geri kilo alımı maalesef bir kader değil. Tamamen kontrol altına alınabilir ve yönetilebilir bir durum. İstediğimiz hiç böyle bir şey yaşamamanız. Fakat olduğunda da karalar bağlamadan hemen diyetisyeniniz ile iletişime geçmeniz gerekiyor.
Ben bu tarz danışanlarımda yol haritasını 3 temel üzerine kuruyorum.
İlki metabolik düzen. Kan parametrelerini kontrol edip uygun takviyelere en kısa sürede başlamak ve kas kaybını önlemek için yeterli protein alımını düzenlemek. Aynı zamanda metabolizmanın en kritik noktası bağırsak düzeni. Metabolik düzen iyi bir bağırsak sağlığından geçer. İkincisi ise davranış düzeni. Öğün planlanması, iyi çiğnemek, yavaş yemek yemek, katı sıvı ayrımı gibi temel ameliyat sonrası yapılması gereken kuralları hatırlatıp tekrar düzenliyoruz. Burada tabi nerede hata yaptığımızı bulup onun üzerine çalışmalar yapıyoruz. Aynı zamanda duygusal yeme tetikleyicilerinden karbonhidrat yönetimine kadar danışanımın detaylı anamnezi alıyorum. Kişi nasıl ve neden yediğini anlamadan kendini nasıl besleyeceğini öğrenemez. Bu süreçten nasıl dersler çıkarmamız lazım ona bakıyoruz. Üçüncüsü ise periyodik kontrol. Kilo artışı dediğimiz süreç bir anda olmuyor. Birikmiş küçük alışkanlıkların sonucu olarak ortaya çıkıyor. Ve bu hataların hemen düzelmesini beklemek doğru olmuyor. Bu yüzden düzenli şekilde kontrol ve takip ile alışkanlıkların ve düzenin tamamen oturmasını sağlıyorum.
Bariatrik cerrahi diyetisyenliğinde sizi en çok zorlayan ve aynı zamanda mesleğinizde en büyük tatmini yaşatan anlar nelerdir? Bu alanda bir uzman olarak kişisel motivasyonunuzu nasıl sağlıyorsunuz?
Ameliyat sonrası danışanlarla çalışmak duygu yükü yüksek bir süreç. Çoğu zaman yemeğimizi değil de biriken yılların yorgunluklarını ve hatta yıpranmışlıklarını konuşuyoruz. Yemekle olan ilişkileri tekrar düzenlemek bu anlamda kolay olmuyor. Eskiden doğru bildiklerimizi tekrar inşa ediyoruz. Fakat en büyük tatmin de yine bu noktadan geliyor. Ben artık çok daha güçlüyüm ve sürecin çok farkındayım neden yediğimi neden ameliyat olacak duruma geldiğimi biliyorum ve kendimi yeniden keşfediyorum demesi sayılardan çok daha değerli.
Bu alanda da motivasyonumu diri tutan şey; yeni bir hayat düzeni kurmamız ve benim bu yolculuğa eşlik ediyor olmam. Her bir dokunduğum hayatın yeniden filizlenip çiçekler açtığını görmek büyük bir ayrıcalık.