“Yalnızlıklarımız”

          Yalnızlık…Modernite etkisiyle birlikte, bugün epeyce yeğlenen, üzerine şiirlerin, şarkıların, senaryoların yazıldığı, filmlerin çekildiği, çok önemli ve genişçe ele alınabilecek bir salgın adeta…Bununla birlikte, bu yazımda insanın yalnızlık duygusunu, psikolojiye dair bilimsel bilgiyi, özellikle kişilik yapıları/yapılanmaları bağlamında harmanlayarak sizlerle buluşturmak istiyorum.

  1. “Daha sık katıl aramıza, çünkü buna ihtiyacın var” mottosuyla, ilk olarak şizoid kişilik yapısına değinmek istiyorum. Hani girdiğimiz ortamlarda, etrafa az da olsa serpişmiş ve adeta “yalnız kovboylar” diyebileceğimiz kişiler görürüz. Kalabalıktan uzakta, kıyıda yaşayan, sanki hissiz gibi, mesafeli, mekanik (derinleşemeyen) yapılar…”Güven ve mesafe” bu kişilik yapıları için anahtar öneme sahiptir. İlginç olanı, mesafeyi ayarlayamayıp başkaları ile yakınlaştığında, “yutulma” korkusu ile geri çekilen bu kendilik yapısında; insanlarla birlikte olmak, onlarla paylaşım yapmak, yakınlaşmak ve bütünleşmek esas ihtiyaçtır. Kişi, benliğindeki bu durumun farkına varıp, şizoid savunmalarını terk ederek – ki, hiç de kolay olmayan bu burum çoğu kez psikoterapi süreci gerektirir-, tabiri caizse yüklerinden/miraslarından arınabilir.
  2. Günümüzde sıkça rastlanan, kendine ait bir balonun içinde yaşayan, toplumsal ve romantik ilişkilerinde derinleşemeyen, girdiği ortamlarda övülme, yanı sıra da özel ve farklı bir muamele beklentisinde olan -bu gerçekleşmediğinde ise gerginleşen- hakim bir kibir duygusu -gizil veya açık- örüntüsünde; en derinlerde ise yetersizlik duygusu, eleştirilme korkusu ile baş başa kalmış, kalabalıklar içinde yalnızlık duygusunu derinden yaşayan bir diğer yapı çıkar karşımıza: Narsistik kişilik yapısı…Temelde, yine empatik olmayan bir bakım veren etkisiyle ortaya çıkan (erken çocukluk yıllarında) bu yapılanmada, içteki incinmiş, hassas, kırılgan yapının yine çevre eliyle (kalabalıklar) onarımı mümkün iken, kimi zaman da yine birey için, bu büyüklenmeci ve ilkel kalmış savunmacı yapıyı terk etmek, danışmanlık süreci gerektirebilir. Bu örüntüyü daha derinden hissedebilmek anlamında, Çağan Irmak’ın Issız Adam’ı, izlenebilecek manidar filmler arasındaki yerini hala muhafaza eder.
  3. Çekingen/utangaç bir kişiliğe sahip olmak: Bir diğer yalnızlık sebebi…Sanırım bu gruptaki kişilere, gündelik hayatta sıkça rastlıyoruz. En genel ifade ile topluluklardan, toplumsal ilişkilerden, bireyin kendini rahat hissedememesi, korkması, kaygı duyması sonucunda kendini geriye çekmesi, insanlarla etkileşime girmekte zorlanması halidir. Çekingenlik ve utangaçlıkta, farkındalığı yüksek bir birey tarafından öz-düzenleme yolu ile kademeli olarak içsel bir düzenlemeye ulaşılabilineceği gibi, dinamiklerine inilmesi gereken daha derin vakalarda ise yine orta vadeli bir psikoterapi sürecine girilmesi esastır.
  4. Araya Mesafe Koymak: Bireyler olarak, insanlarla ilişkilerimizde bazen fazlaca yorulduğumuzu hisseder, dengemizin kaçtığını deneyimler, bir şeyler ters gitse de sanki bu ilişkileri yaşamaya dair bazen kendimizi mecburmuş gibi kanıksarız. Kısacası, birileri bize hiç de iyi hissettirmiyor ve bardak artık taşmaya başlıyordur. Karşı taraf güven vermeyen davranışlarına devam edebilir, söylem ve eylemleriyle bizi suçluluk psikolojisine sokabilir, hatta değersizleştirerek aşağıya da çekebilir. Kötümser kişilik yapısıyla birlikte, bizi derinden etkileyerek olayların hep negatif yönlerine demir atmamıza neden olabilir. Eğer ki çevremizde böyle kişiler/kişilik yapıları çokça varsa, belki de araya mesafe koymanın, sağlıklı ve eleyici bir yalnızlık duygusu yaşamanın da vakti gelmiştir. Bize iyi hissettiren, eleştiri ve yorumlarında da dostluğu, samimiyeti yaşatan kişilere ihtiyaç duyarız; üzerimize olumsuz yükler ekleyenlere değil…

Nihayetinde, yalnızlık bir duygudur, sonuçtur. Kimi zaman sorunlu (az ya da çok) kişilik yapımızın bir yansımasıdır, gerek bireysel çaba ile gerekse de profesyonel yardım süreci ile sağlıklı bir noktaya çekilebilen. Bazen de sorunun kaynağı başkalarıdır, bu durumda ise araya mesafe koyabilmeyi başarabilmektir önemli olan. Her yalnızlık, sağlıksız değildir o halde… Bazen de kendimizi dinlemek, dinlendirmek adına basit ama gerekli bir ihtiyaçtır yalnızlık.

 

Uzm. Psk. Danışman Yusuf ŞEN