Pandemi Eczacıları Yordu

İzmir Eczacı Odası Başkanı Ecz. Tuncay Sayılkan

İçinde bulunduğumuz pandemi dolayısıyla maske ihtiyacı arttı ve maskeye ulaşım zorlaştı. Piyasadaki karmaşıklığı gidermek için maske dağıtımının eczacılara verilmesi, eczacıların iş yükünü arttırdı. İzmir Eczacı Odası’nın deneyimli başkanı Ecz. Tuncay Sayılkan ile bu durumun sebep olduğu olumsuzlukları konuştuk.

Maske dağıtımlarının eczanelere verilmesinin ardından eczacılar ne gibi sorunlar yaşadı?

Bu salgın ile ilgili süreçte birçok şey doğru yapıldı ama maske krizi ne yazık ki iyi yönetilemedi. Çünkü eczanelerde ve daha önce medikallerde birçok noktada parayla satılan maskelerin fiyat karmaşasından dolayı parayla satılmasının engellenip sadece eczanelerden ücretsiz dağıtımı hem vatandaşı mağdur etti hem de eczanelerin iş yükünü arttırıp bizim gerçek anlamda kendi görevimizi yapmamızı engelledi. Çünkü o kod herkese gelmedi, gelen maske miktarı yeterli olmadı yani hem insanlara birçok yerde maske kullanımını zorunlu kılıp sonra maskeye ulaşımı bu kadar zorlaştırınca birçok mağduriyet yaşanacaktı ve yaşandı. Sonuçta tekrar parayla satışın önü açıldı. Umarım hızlı bir şekilde bu maske konusunu kapatırız. Çünkü bizi hem çok yordu hem de vatandaşla çok karşı karşıya getirdi.

Peki eczacılar yoğunluğa karşı ne gibi çözümler üretti?

Hiçbir çözüm üretemedik çünkü bizden kaynaklanmayan bir yoğunluktu. Şöyle ki günde 100 kişiye dağıtılacak kadar limitli maske geliyordu ama günde 500 kişi geliyordu. Bir de bu pandemi nedeni ile çalışma saatlerini 8 saate düşürdük, sabah 10.00 – akşam 18.00 şeklinde oldu. Hem mesai saatlerini düşürüp hem kendi yoğunluğumuz ile uğraşırken bir de üstüne günde 300-400 tane yeni maske soran, niye bitti, ne zaman gelir, benim kodum gelmiş mi, ya da bana niye kod gelmemiş sorularına yanıt ararken bizler de bayağı bir yıprandık. Bunlara çözüm bulamamıştık açıkçası. Bazı arkadaşlar maske için ayrı bir personeli (yeterli personeli olanlar için geçerli) görevlendirdiler. Ama birçok eczanede ciddi bir yoğunluk ve yorgunluk oluşturdu.

İzmir Eczacı Odası Başkanı Tuncay Sayılkan: “Maske sorunu, bizi hem çok yordu hem de vatandaşla çok karşı karşıya getirdi.”

Maskelerdeki ücret artışı ve stoklarda maske kalmamasının da sorumluluğu eczanelere yüklendi. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

O konuda büyük bir haksızlık yapıldı eczanelere. Şöyle ki maskeyi şu anda, her akşam ana haber bültenlerinde görüyoruz. Dünyanın her yerinde sorun teşkil ediyor ve yurtdışında ortalama 1 Euro, 1,5 Dolar gibi çok fahiş fiyatlarla satılıyor. Bu da neyin işareti? Yılbaşından önce Türkiye’de 50 kuruş veya 1 liraya tanesini bulduğumuz maskelerin 3-4-5 lira gibi rakamlara satılması o maskeye ulaşımdaki zorluktan kaynaklandı. Dünyanın her yerinden maske talebi vardı Türkiye’ye. Tabi yurtdışına satmak daha cazipken iç piyasaya yeterince verilmedi. Verilmeyince karaborsa oluştu, yüksek fiyat oluştu. Ama bu durumda en son hesap sorulacak yerler eczanelerdir. Çünkü eczaneler aldıkları ürünün üzerine minimum makul karlar koyarak satış yapmaz zorundaydı, onu yaptılar. Ama vatandaş birkaç ay önce 50 kuruşa 1 liraya aldığı maskenin 3-4 liraya satıldığını duyunca tabii gördüğü her platforma eczaneleri şikâyet etti ve orda yargısız infaz oluştu.

Maskelerin paketsiz gelmesi ve dağıtılması size nasıl zorluklar çıkardı?

Şöyle ki, o maskeler Sağlık Bakanlığı tarafından gönderiliyor. Bu yüzden bizim yapacağımız bir şey yoktu. Ama birçok meslektaşım şöyle yaptı; 50’şer 50’şer gelen maskeleri beşer tane verildiği için vatandaşa (o da ayrı bir muammadır, 10 gün için 5 maske vermek ne kadar yeterli onu da tartışmamız lazım) beşerli paketler halinde dağıttılar. Bu da eczanelere ekstra bir yük ekstra bir maliyetti, kendi içlerinde bir şekilde hallettiler.  Ama o ekstradan yoran bir iştir.

Salgın döneminde eczacıların çalışma koşulları, yaşadıkları sorunlar hakkında neler söylemek istersiniz?

Kısaca şöyle özetleyeyim; dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de virüs hakkında merak edilenler vardı, nasıl bir virüs, nasıl böyle ölümcül olur, nasıl tedavi edilir gibi soruların hepsi yanıtsız olduğu için bütün herkes gibi eczacılar da tedirgindi. Bizim bulaş riskimiz daha yüksek. Çünkü insanlar, eczanelere çok girip çıktı. Bu süreçte dezenfektan, bağışıklık sistemini güçlendirici ilaçlar talep etti. “Kronik hastalıklarda sağlık ocağına gitmeyin, yoğunluk oluşmasın, eczanelerden isteyin” gibi bize de ekstra yük oluşturduğu görevlerin de verildiği bir dönemde herkes kendince bir çözüm üretti. Kimi naylon yaptı, kimisi branda yaptı, kimisi araya cam koydu kimisi kapı önünden hizmete geçti. Ama herkes o tedirginlik içinde kendince önlemler almaya çalıştı. Biz de maske ve siperlik dağıttık eczanelere. Ayrıca birçok firma gördüm ki tulum dağıtmış. Kendince eldiven, özel kıyafet kullananlar vardı. Ama bu süreçte ekipman anlamında Sağlık Bakanlığı’ndan ya da bizim Türk Eczacılar Birliği’nden öyle anlamlı bir destek almadığımız için kendi çabalarımızla üyelerimize, üyelerimiz kendi çabalarıyla bu süreci bir şekilde çözmeye çalıştık.

Son olarak maske dağıtımında yaşanan aksaklıklar, yeterli maske gelmemesi gibi durumlarda İzmir Eczacı Odası olarak siz ne gibi çözümler ürettiniz?

O konuda bizim bir çözüm üretme şansımız yok. Çünkü o maskelerin hepsi bir maliyet. Yani şunu yaptık, bütçemiz imkânında iki defa piyasadan uygun fiyatlı ve yüksek kalitede maskeler dağıttık. Çünkü burada belli sertifikaların olması ve telli olması gibi birtakım kriterler var. Onlara uygun maskeler alıp, eczanelerde eczacıların ve çalışanlarının kullanımı için üyelerimize dağıttık. Biz İzmir’de 15 günde 8,5 milyon maske dağıtmışız ve birçok insana yok demişiz. Kod gelmemiş ya da kodu olduğu halde şifresi geçerli değil vs. Bu durumda bizim o kadar maskeyi bulup halka dağıtma şansımız yok. Geçen gün bir siyasetçi de Eczacı Odası elindeki maskeleri halka dağıtsın demiş ama bizde öyle bir maske yok. Biz de piyasadan bulabildiğimiz uygun fiyatlı maskeleri alıp üyelerimize dağıtıyoruz.