KORONAVİRÜS İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNDE NELERİ DEĞİŞTİRECEK?

Dr. Arzu Aydın

Çin’in Hubey eyaletinin Wuhan kentinde Aralık 2019 tarihinde ortaya çıkan Koronavirüs (COVID-19), 11 Mart 2020 tarihinden itibaren Dünya Sağlık Örgütü tarafından “pandemi” olarak ilan edilmiş ve Büyük Buhran’dan (1929-1933) sonra tüm dünyanın iktisadini hayatını etkileyebilecek en büyük kriz olarak 2020 yılına damgasını vurmuştur.

Literatürde iş sağlığı ve güvenliğinin tarihine bakarsak; ilk uygulamanın Babil Döneminde M.Ö. 1760’da Mezopotamya’da ortaya çıkan Hammurabi Kanunlarında yer aldığı ifade edilmektedir. Çalışanların sağlığı ile yapılan iş arasındaki ilişkinin araştırılmasına yönelik çalışmaların Heredot tarafından başlatıldığı (M.Ö. 5. yy) iddia edilmektedir. Hipokrat ise (M.Ö. 4. yy) “Kurşunun Zararlı Etkileri”ni ortaya koyduğu çalışmasında, çalışanların yaptıkları işten zarar görebileceği ile ilgili değerlendirmeler yapmıştır. İtalyan hekim Dr. Bernardino Ramazzini, 1713 yılında kaleme aldığıDe Morbis Artificum Diatriba” adlı meslek hastalıkları kitabı ile iş sağlığının kurucusu kabul edilmektedir. Sanayi Devrimi sonrası üretim sürecinin büyük bir değişim göstermesiyle 1833’de İngiltere’de Fabrikalar Kanunu yürürlüğe girerek fabrikalarda işyeri hekimi çalışma zorunluluğu getirilmiştir. Sonrasında İsviçre’de 1840 yılında, Fransa’da 1842 yılında ve Almanya’da 1849 yılında iş sağlığı ve güvenliği kanunları yasalaşmıştır.  Amerika’da ise 1934 yılında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili yaptırımlar getiren The Bureau of Labor Statistics (BLS) kurulmuş ve iş sağlığı ve güvenliği kanunu 1971 yılında yürürlüğe girmiştir. 1865 yılında yayınlanan Dilaverpaşa Nizamnamesi iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili ilk tüzüğümüzdür. İlk sağlık yasamız 1930 yılında Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nda yürürlüğe girmiştir. 1936 yılında yayınlanan iş kanununda, iş sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili düzenlemelerde bulunmuş ve ilgili hükümler daha sonra yayınlanan iş kanunları içinde yer almıştır. 2012 yılında müstakil bir kanun olarak 6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yürürlüğe girmiştir. Türkiye, iş sağlığı ve güvenliğini ülkelerde takip ederek bu alanda oluşturulmuş yasaları ve standartları geliştirmek amacıyla kurulan Uluslararası Çalışma Örgütü’ne 1932 yılından ve Dünya Sağlık Örgütü’ne 1949 yılından bu yana üyedir.

İş sağlığı ve güvenliği; çalışanların sağlıklarını bedensel, ruhsal, sosyal olarak sürdürmelerini korumak ve çalışma ortamlarını zararlı tehlike ve risklerden koruyup daha güvenli ve sağlıklı sürdürülebilir bir ortam yaratmak için yapılan planlı ve sistemli çalışmalardır. “6331 Sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği” mevzuatına göre; işveren, çalışanların işle ilgili sağlık ve güvenliğini korumakla yükümlüdür. İş sağlığı ve güvenliği kültürü makro bakış açısı gerektirir. Yasal mevzuatın gerektirdiği sorumlulukların yerine getirilmesi kadar maddi ve manevi kayıplara sebep olmadan alınacak önlemlerle çalışanlar için sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları sağlanmalıdır. Sağlıklı ve güvenli çalışma ortamı tüm çalışanların hakkıdır. Çalışan ciddi ve yakın bir tehlike ile karşı karşıya geldiğinde iş sağlığı ve güvenliği kuruluna, kurulun olmadığı yerlerde işverene başvurarak durumun tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasını talep edebilir ve çalışanlar bu hareketlerinden dolayı kısıtlanamaz.

Koronavirüsten korunma ve hijyen tedbirleri ile ilgili olarak, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Bakanlıkça yetkilendirilen 2.446 ortak sağlık ve güvenlik birimi ve sahadaki 44.986 iş sağlığı ve güvenliği profesyonellerine eğitimler vermeye başlamış ve işverenlerin gerekli önemleri alması için hazırlıkları yapmıştır.

Koronavirüs (COVID-19)’ün salgın tehlikesi azaldığında ve sonrası işe dönüşte, işveren işin nev’ine ve çalışanın İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun öngördüğü haklarına göre, genel olarak aşağıdaki ek tedbirleri alarak işin daha sağlıklı ve güvenli yürütümünü sağlamalıdır.

  1. Risk değerlendirmesi ve acil durum planları güncellenmelidir.
  2. Ateş ölçer (mesai başlangıcında), maske, eldiven ve alkol bazlı dezenfektanlar işyerinde bulundurulmalıdır.
  3. Çalışanlara, işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı tarafından yapılabiliyorsa on-line, yapılamıyorsa sosyal mesafe kuralı dikkate alınarak koronavirüsten korunma ve güvenli çalışma kuralları ile ilgili eğitim verilmeli ve belirli aralıklarla çalışma ortamlarının denetimi yapılmalıdır.
  4. Çalışma ortamında uygun ve yeterli düzeyde havalandırma sağlanmalıdır.
  5. Çalışma alanları yeni değişen şartlara uygun hale getirilmelidir. (a) Belirli sıklıkla çalışma ortamı dezenfekte edilmeli, (b) Sınırlı sayıda müşteri görüşmeleri yapılmalı, (c) Çalışma saatleri işin niteliğine göre yeniden planlamalı, (d) Uzaktan çalışma ile yapılabilecek işlerde, salgın tam ortadan kalkana kadar uzaktan çalışmaya devam edilmeli, (e) Servis araçları ve yemekhaneler de dezenfekte edilmeli ve sosyal mesafe kurallarına uyarak oturma düzeni sağlanmalıdır.
  6. Bulaşma riskini azaltacak kişisel koruyucu ekipmanlar seçilmeli ve bu ekipmanlar işin yürütümüne engel olmamalıdır.
  7. Kronik rahatsızlıkları olanlar, gebeler, 65 yaş üstü ve 20 yaş altı çalışanlar işyeri hekimi tarafından özel takip edilmelidir.
  8. İş seyahatleri zaruri olmadıkça yapılmamalı, seyahatten dönenler sağlık kontrolünden geçirilmeli.
  9. Toplantılar mümkün olduğunca telekonferans ile yapılmalı, mümkün olmayan durumlarda sosyal mesafe korunarak oturma planı oluşturularak havalanması iyi olan bir odada yapılmalıdır.
  10. Çalışanlar psikososyal yönden desteklenmelidir.
  11. Çalışanların işe girişlerde ve periyodik olarak yapılması zorunlu sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır.
  12. Covid-19 nedeniyle hastalanan sağlık çalışanları meslek hastalığı açısından takip edilmelidr.

Yukarıdaki tüm bu tedbirler alınırken çalışana gerekli ekipmanın verildiği, çalışma ortamının değişen şartlara uyumlu hale getirildiği, yeniden sağlık muayenelerinin yapıldığı vb. gerçekleştirilen tüm değişik ve tedbirlere ilişkin çalışanın yazılı onayı alınması, belgelenmesi ve dosyasına konulması gerekmektedir.

Görüldüğü üzere, tarihi çok eskilere dayanan iş sağlığı ve güvenliği çalışanın en temel haklarından biridir. Tüm dünya ülkelerinin bu krizden ders çıkarmaları ve gerekli önemleri üst seviyeye çıkaracak ortak küresel bir plan hazırlamaları gerekmektedir. Ne günlük hayatımız ne iş hayatımız uzun bir süre asla eskisi gibi olmayacak, işe dönüşler kademeli gerçekleşecek ve işletmelerin faaliyet gösterdikleri tehlike sınıfına göre (çok tehlikeli, tehlikeli, az tehlikeli) bir dizi ek tedbirler almaları kaçınılmaz olacaktır.