Antibiyotik direnci ile savaşmak ellerinizde!

El yıkamak enfeksiyonlardan korunmanın en temel yolu!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü olarak belirlenmiştir. DSÖ “Herkes için Temiz Bakım Sizin Ellerinizde” sloganıyla duyurduğu sloganında özellikle sağlık çalışanlarının el hijyenine uyumunu artırmayı hedefliyor. El yıkamak antibiyotiklere karşı direnci olan ve tedavisi zor olan mikroplardan korunmamızı da sağlayabilir diye belirten Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Türk Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği (KLİMİK) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Alpay Azap 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’nünde el hijyeninin antibiyotik direnci ile ilişkisine toplumsal açıdan değindi.

Ellerimizde 150 çeşit bakteri bulunduğundan bahseden Prof. Dr. Alpay Azap, dokunduğumuz her yüzeyden, her nesneden ellere bakteriler, virüsler, mantarlar bulaştığını ve elimizi yıkayana kadar bunların saatlerce canlı kalabildiklerinden bahsetti: “Saatte yaklaşık 25 kez elimizi ağzımıza, burnumuza, gözümüze götürdüğümüzden hastalıkların geçişinde eller çok önemli bir araç görevi görmektedir. Bu nedenle sadece el yıkama ile ishal olgularının sayısı yüzde 50, solunum yolu enfeksiyonu sayısı yüzde 25 oranında azalmaktadır.”

El yıkamak enfeksiyonlardan korunmanın en temel yolu

Prof. Dr. Alpay Azap, hastanelerde tedavi gören hastaların 10’da birinde hastane enfeksiyonu (sağlık hizmeti ilişkini enfeksiyon) geliştiğini ve bu enfeksiyonlardan korunmanın en etkili yolunun el yıkamak olduğunu söyledi: “El yıkamanın önemi ilk olarak Ignaz Semmelweis’ın 1800’lü yılların ortalarında yürüttüğü çalışmalarla kanıtlanmıştır. 2000’li yılların başında hastane enfeksiyonlarının dikkat çekmeye başlamasıyla birlikte bu enfeksiyonları önleme çalışmaları da hız kazandı. Dünya Sağlık Örgütü, el hijyeni alanında çalışanlarla birlikte kampanyalar başlattı, rehberler hazırladı. 2009 yılında ise konunun önemine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak üzere 5 Mayıs “Dünya El Hijyen Günü” olarak ilan edildi. Bu kapsamda her yıl bir tema belirleniyor ve bu temaya uygun kampanya malzemeleri hazırlanıyor. Örneğin 2016 yılında cerrahi alan enfeksiyonları, 2017 yılında antimikrobiyal direncin artışı, 2018 yılında sepsis ele alındı. Bu yılın mesajı ise sağlık çalışanlarına yönelik olarak “Herkes için Temiz Bakım Sizin Ellerinizde” (Clean Care for All, It’s in Your Hands)”

El yıkamak antibiyotik dirençle savaşmaya yardımcı oluyor

İshale ve solunum yolu enfeksiyonlarına sebep olabilen mikroplar, farkında olmaksızın sürekli gözlerimize, burnumuza ve ağzımıza dokunduğumuz için eller yıkanmadığı zaman kişiden kişiye geçip hastalıkların yayılmasına sebep olabiliyor. El hijyenini sağlamak, sıklıkla gereksiz antibiyotik kullanımı gözlemlenen ishal hastalıklarını yüzde elli civarında, solunum enfeksiyonlarını ise yüzde 25 civarında engelliyor. Bu hastalıkların oluşumunu engellemek de antibiyotik kullanımını doğrudan azaltarak antibiyotik direnci oluşma riskini büyük oranda düşürüyor. El yıkamak ayrıca antibiyotiklere karşı direnci olan ve tedavisi zor olan mikroplardan korunmamızı da sağlayabilir.

Sağlık çalışanlarının el hijyenine uyum sağlamaları enfeksiyon riskini azaltır 

Hastane enfeksiyonlarına neden olan bakterilerin hastadan hastaya veya yüzeylerden hastaya sağlık çalışanlarının elleri aracılığıyla geçtiğinden bahseden Prof. Dr. Alpay Azap, hastaneye yatan hastaların 10’da birinde, yoğun bakım ünitesinde yatanların ise yaklaşık 3’te birinde hastane enfeksiyonu geliştiğini belirtti: “Sağlık çalışanlarının ellerinde santimetrekare başına 40.000- 4.000.000 bakteri olabilmektedir. Bu rakam hastane dışındaki kişilerdekinin 10-100 katı kadardır. Sadece el hijyenine uyum ile ek bir işlem veya maliyet olmaksızın hastane enfeksiyonları yarı yarıya azaltılabilir. El hijyenine uyumun yüksek olduğu yerlerde hastane enfeksiyonları da düşüktür; arada doğrudan bir ilişki olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir.”

Hastalarla temastan önce ve sonra hijyenik el temizliği uygulanmalı

El yıkamanın üç türü olduğunu belirten Prof. Dr. Alpay Azap, bunları sosyal el yıkama, hijyenik el yıkama ve cerrahi el yıkama olarak sıraladı: “Sosyal el yıkama, günlük yaşantıda herkesin uygulaması gereken el yıkama türüdür. Tuvaletten sonra, yemeklerden önce ve sonra, hayvanları sevdikten sonra ve ellerimiz her kirlendiğinde sabun ile ellerin en az 15 saniye boyunca yıkanması ve ardından kurulanması gerekir. Hijyenik el yıkama ise hastanelerde sağlık çalışanlarının uygulaması gereken el yıkama türüdür ve her yıl 5 Mayıs Dünya El Hijyeni Günü’nde bu el yıkama türüne dikkat çekilmektedir. Hijyenik el yıkama için su ve sabun kullanılabileceği gibi alkol bazlı el antiseptikleri de kullanılabilir. Su ve sabun ile hijyenik el yıkama için eller ıslatıldıktan sonra, 3-5 ml sıvı sabun ile ellerin en az 15 saniye boyunca ovuşturularak yıkanması gerekir. Ardından durulanmalı ve kağıt havlu ile kurulanmalıdır. Elde kan, sekresyon vb. gibi görünür bir kirlenme yok ise el yıkama yerine alkol bazlı el antiseptikleri ile hijyenik el temizliği sağlanabilir. Hijyenik el temizliği hastalara dokunmadan önce ve sonra, her türlü işlemden önce ve sonra uygulanmalıdır.  Son olarak cerrahi el yıkama, ameliyata girecek sağlık çalışanlarının uygulaması gereken, özel bir teknikle ve özel malzemelerle uygulanan el yıkama türüdür.”

Hastane enfeksiyonu, yatış süresini ve maliyeti artırıyor

“Hasta ve hasta yakınlarının, sağlık çalışanları ve yöneticilerinin hastane enfeksiyonları konusunda dikkat etmeleri gerekir.”

Hasta ve hasta yakınlarının, sağlık çalışanları ve yöneticilerinin hastane enfeksiyonları konusunda dikkat etmeleri gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Alpay Azap, hastane enfeksiyonu geliştiğinde hastanın daha geç iyileşebileceğini ve bu süre içinde daha çok sıkıntı çektiğini vurguladı: “Hastane enfeksiyonu geliştiğinde yatış süresi uzamakta ve maliyet artmaktadır. Uygun endikasyonlarda uygun el hijyeni uygulanması ile hastane enfeksiyonları ek bir çabaya ve maliyete gerek kalmaksızın yarı yarıya azaltılabilmektedir. Sağlık çalışanlarına bu konuda eğitim verilmesi önemlidir. Ayrıca hastanelerde gereken yerlerde su, lavabo, sabun, kağıt havlu ve el antiseptiğin bulunması yöneticilerin sorumluluğundadır. Hastanelerde çeşitli kampanyalar ve özendirici faaliyetlerle el hijyeninin önemi vurgulanmalıdır.”

Yaygın antibiyotik kullanımı antimikrobiyal dirence sebep oluyor 

Antimikrobiyal direnç hakkında önemli bilgiler paylaşan Prof. Dr. Alpay Azap, günümüzde birden çok antibiyotiğe dirençli bakterilerle karşılaştığımızı belirtti: “Bir bakterinin bir antibiyotiğe dirençli hale gelmesi, artık o bakterinin yol açtığı enfeksiyonların tedavisinde dirençli olduğu antibiyotiğin kullanılamaması anlamına gelmektedir. Günümüzde, birden çok -hatta bazen onlarca- antibiyotiğe dirençli bakterilerle karşılaşmaktayız. Bu bakterilerin neden olduğu hastalıklar için kullanılabilecek antibiyotik sayısı da giderek azalmaktadır çünkü bakteriler kullanılan antibiyotiklerin her birine hızla direnç geliştirebilmektedir. Direncin gelişmesindeki en önemli faktörlerden birisi antibiyotiklerin çok yaygın kullanılmasıdır. Türkiye, dünyadaki tüm ülkeler arasında antibiyotiğin en çok tüketildiği ülkelerin başında gelir; bunun bir sonucu olarak da tüm dünyada antibiyotik direncinin en yüksek olduğu ülkeler arasında yer alır. Direncin yayılmasını önlemenin önemli bir yolu ise enfeksiyon kontrol kurallarına uymaktır. Enfeksiyon kontrolünün en temel kuralı ise el hijyenidir.  El hijyenine uyum arttıkça hastane enfeksiyonları azalacak dolayısıyla da antibiyotik kullanımı azalacaktır. Bu da dirençli bakterilerin ortaya çıkmasını engelleyecektir. El hijyeni ayrıca halihazırdaki dirençli bakterilerle gelişen enfeksiyonların da azalmasını sağlayacaktır.”